Eskisi gibi sıralı bağlı, duygu içeren, edebiyat kokan cümleler kuramıyorum artık. Cümlelerim kısaldı, kısalıp netleşti, duygusal içeriklerden soyutlandı. Artık sanırım hiçbir cümlem, satır aralarında verilmek istenen mesajı anlamak için iki belki üç kez okunmayı gerektirecek yoğunlukta değil. Bu siteyi yaptıktan 16 yıl sonra neye ve kime dönüştüğümün en net resmi işte bu satırların biçimlerinde ve içeriklerinde ifşa olmuş olsa gerek.

Klasiktir ama kim olduğumu unutmuşum. Yıllar önce yazdığım satırları okurken “bu satırları yazan gerçekten benmiymişim?” diye sormadım değil. Sıradana dönüşmeyi başardım, şayet bir başarı idiyse bu. Mekanikleştim, duruldum, sakinleştim. O gencin hayalleriyle, yoğun duygularıyla, sonuçsuz anlam arayışlarıyla mücadelesinin nihayetinde ortaya işte şimdi bana dönüşmüş bir adam çıktı… Açıkçası 2001 yılından sonra o zamanında “ben” dediğim gencin yaşadığı yoğunlukta bir hissiyat sürecine giderek seyrekleşen şekilde çok az düştüm. Şüphesiz ki o gencin o zamanlarda yaşadıkları bugünkü benin mimarı. Etki – tepki kanunu… Yıllar içinde denge felsefesi mottom haline geldi, ateşten sadece dili değil, tüm bedeni yananın denge felsefesine tutunması muhtemelen kaçınılmazdı.

Sevgili gençliğim, o şekilde tecrübeler edinmen gerçekten gerekli miydi inan bilmiyorum. O zaman hayaline, aşkına ulaşmış olsaydın şimdi kim olurdun, nerede ne yapıyor olurdun onu da bilmiyorum. Ama inan, her şeye rağmen iyi ki varmışsın…

8 Mart 2017, 15:42

Anasayfa