| Anasayfa |
|
Olay kapanmıştır artık. Sırf daha insafsız olması gerektiğine inandığı için, sırf "insafsız" sıfatını kendine yakıştırmak istediği için insafsız değilse bile insafsızı oynayacak hem bana hem kendine. 15 güne kadar da beni yaşattıklarıyla, biraz hasta ruhuyla hayatından bir dönem gelip geçmişlik sıradanlığına hapsedilerek mazi olacak.
Olay kapanmıştır. Beni adam gibi tanıdığından beri bir kere bile özür dilemeyen, bir kere yaşattıklarından suçluluk duymayan bir kız nasıl olacak da hatalarını gömdüğü derinliklerden çıkarmaya izin verip af dileyecek? Affedilmeyi istemek için affedeceğe değer vermek gerekir. Aylar önce zaten bana değer verecek bana dair her öğeyi yok etmedin mi? Sana olan sevgimi hem bir zayıflık hem mutluluk duyulacak bir sebep olarak gördün. Zayıftım çünkü her koşulda her şartta sana bağlıydım, mutluluk veriyordum çünkü sana çok az erkeğin söyleyebileceği güzellikte şeyler söylüyordum. Hep öyle devam etmeliydi di mi? Hiçbir şey vermeden, hiçbir fedakarlıkta bulunmadan, özgürlüğünü kısıtlamadan hep aynı şekilde sevilmeliydin di mi? En çok koyan da zaten sevildiğini değil sadece istendiğini ayrımsamak oldu. Seninle oynandı. Oynayansa muhattaplığına değmez. Hakkaten muhattaplığına değmeyecek biri olduğu için değil, aynı insafsızı oynayışındaki gibi sırf sahip olmayı istediğin bir sıfatın hürmetine muhattap olmazsın. Bazen yaptıklarını hüzünle anımsıyorum. Nasıl olur da çok basit bir mutluluktan bu kadar kocaman mutsuzluk çıkarabilen birinin yanılgılarında ve kararsızlıklarında bu kadar uzun süre gezindim diye.. Beni sevmen ne fayda sağlardı ki sana? Sen zaten benden alacağını almıştın, dilediğince belki de dilediğinden ve umduğundan bile fazla sevilmiştin. Sen alacaklarını almıştın, neden bir de vereceklerinin sıkıcılığına adasaydın ki zamanını. Seni hırsımın ürünü haline getirdiğim için bana ne öfkeler duymaya başladın belki de. Bir düşün bakalım, ben zaten en başından beri senin hırsının ürünü değil miydim? Benim gibi birinin sevgisiydi ulaşmak istediğinin. Bütün tutarsızlıkların, kararsızlıkların, oyalamaların hakkaten bana değer veremez olduğundan değil, hırsını yeterince tatmin etmenden kaynaklanıyor. Sana ta yıllar sonra, karmakarışık, umutsuz, çaresiz ve mutsuz olayların ardından farkında olmadan oynadığım oyunu sen en başından bilerek ve isteyerek bana oynadın. Şimdi dahi bir hırsın var bana karşı belki de. Yine çok yürekten, çok samimi bir şekilde af dilememi, sana söylediklerimden ne derin derecede pişman olduğumu duymak istiyorsun. Söylediklerimden pişman değilim. Benim kadar iyi biliyorsun ki ben hep hissettiklerimi söyledim. Seni etkilemek için sana duyduğum aşktan bahsetmedim, durduk yere sana iltifat etmedim. Hiçbir zaman sesimin tonunda bir oyunun, bir yalancılığın samimiyetsizliğini görmedin, oysa ben senin sesinde çok duydum o vurguyu. Hep affedendim ve hep suçlu olan. Bu ikilem bile bir zamanlar sana duyduğum sevginin ne denli saf olduğunu ispatlamaya yeter, sadece arzunun kölesi olmuş bir insan düşmez bu ikileme. İşte en üzüldüğüm noktada bu, çok saygı duyulacak, değer verilecek hiç sıradan olmayan bir şey içimde yaşamıştı ve benden başka hiç kimse bunun farkına varamadı, kaynağı bile.. Bazen isyan ediyorum o denli mutluluk ihtimalinin ben de bıraktığı mutsuzluk silinip gitmezse ya, bazı şarkıları dinlediğimde, Teoman'ı dinlediğimde, Bursa lafını duyduğumda ve hatta tatil satan acentelerin tabelalarını gördüğümde hep içimde bir sızıya katlanmak zorunda mı kalacağım diye.. Bana bıraktığın miras.. İstediğim bir şey yok, zaten bu sözleri bir "son söz" hissiyle yazıyorum. Madem unutulacağım ve unutacağım bir vedayla bitsin. İçinde ne kadar kötülük, ne kadar çıkar, ikiyüzlülük, samimiyetsizlik olsa da bir vedaya değer bu 2 yıl. Çünkü içinde özlem, sevgi, aşk, arzu, mutluluk, saygı ve samimiyet de olmuştu kısa anlar için de olsa.. Güzellikler bırakarak başlamıştı, yaralarla veda ediyor:) Eğer o onlarca erkek arkadaşının herhangi birinin sıradanlığında olsaydım, seni çok önceleri, ilk yalanında tek bir sıfatla niteleyip silerdim. Eğer o hep bana tercih ettiğin, benimle görüşmeni haksızlık haline getirecek kadar değer verdiğin, evine baskına gelen, sana "Ela" diye hitap etmeyi marifet sayan, seni sevmektense senden sadece hoşlanıp seni güldürmeyi tercih eden biri olsaydım.. Boşver, öylelerinden çok var, uzun boylu, sempatik, zeki erkeklerden. Her ne yaşamış olursam olayım ben yaşadım, ben yaşattım. Hayatın sadece kafandaki bir rüya olduğunu ispatladım ben. Çok sevdim, çok nefret ettim, çok öfkelendim, çok istedim, çok özledim, vaktinde çok kazandım, çok başardım, çok isyan ettim, çok af diledim, çok pişman oldum, çok saygı kazandım. Çok yaşadım, ben hiç yaşamadan.. Şöyle düşünüyorum, eğer hep istediklerimi elde etseydim dünyanın ne manası kalırdı. Çok başarılıydım, yakışıklıydım, zekiydim, sağlıklıydım, iyi bir ailem vardı, fakir değildik, güzel yazardım. Bir de sevdiğim beni sevseydi ne manası kalırdı bu dünyaya gelmenin. Direk cennete giderdim o zaman:) Hala zekiyim, hala hissedebiliyorum, hala saygı duyan ve sevenlerim var, hala çok iyi bir okulun çok iyi bir bölümünde okuyorum, hala ailem iyi, hala yakışıklıyım, hala sağlıklıyım. Yaralanmış bir kalbim, yorulmuş bir ruhum olması umutsuzluk için sebep değil. Hoşçakal.. |
| Anasayfa |