| Anasayfa |
|
Dibe vurduğum haftaya denk geldin. Seni aradığımda serseriliğin son sınırlarında gezinmekteydim, belaya davetiye çıkarmıştım. Her gün içtim, sarhoş sarhoş dolandım Eskişehir'de, yoldan geçen herhangi iki kıl tiple tartıştım, herkese küfrettim, kendim dahil.
İçtiğim bardaki barmenle sohbet ettim, bütün sinirimi bir porsiyon iskenderden çıkardım, herkesin acayip bakışları içerisinde hızlıca, çok hızlıca karnımı doyurdum. Bunları yaparken yanımda dostum vardı. Bir cafede çay kaşığını büküp bana verdi, ben düzelttim ve sonra daha yamuk şekilde büktüm. Şirin, küçük, saf bir tartıcı çocuğa meyve suyu ısmarladık, onu masamıza oturttuk ve hayattan çıkmış abileri olarak ona nasihat verdik. Ona acıdık yine herkesin garip bakışları arasında. Hala neden yazıyorum sana, affetmen umurumda değil, affedilecek bir durumun olup olmadığı bile umurumda değil.. Affetmek ne ki? Basit bir şekilden başka bir şey değil gibi gözüküyor. Hala senle muhattap oluyor olmam bir zayıflık mı yoksa bir bilgelik mi emin değilim. Yaptıkların ortada, yaşattıkların orada, düzeleceğine daha da bozulduğun ortada, insanları kullanmayı felsefe haline getirdiğin ortada.. Her şey ortada. O zaman neden hala bu satırlar? Neden hala bu vakit? Neden hala bu ben? Neden hala bu dünya? Neden hala bu davranış biçimi? :) Komik... İki senedir acayip bir rüyadaydım sanki. Rüya başladığında "değiştim" demiştim. Rüya bitti ve yine "değiştim". Değişmek öyle bir şey ki tamamlanmadan değişmekte olduğunun farkına varamıyorsun. Sonra bir an, bir düşünce, bir his geliveriyor 2001 Temmuz'unun aslında herhangi olmayan herhangi bir gününde, ve diyemesen bile farkına varıyorsun o basit kelimenin.. Yalnızlıktan korkuyor muyum, seviyor muyum? İyileşiyor muyum, daha da mı hastalanıyorum? Çözüyor muyum, çözülüyor muyum? Anne bak, kral çıplak..Anne bak, kral çıplak.. Uzun kısa bir öykü bu, sıradan sessiz bir film gibi.. Görevim anlatmak oldu, akıtmak bendeki zehri.. Yıllar önce bir genç vardı, yüreğini yakan bir sevda.. Işıltılar sönük kaldı, herşey böyle başladı. Tutunmuştu köşe başı, kalmamıştı açık kapı, Varolmaktı tek sorunu, kaçtı durdu yıllar boyu, Sonra bakmış dünya yokmuş, umutları göçmüş gitmiş, Parasızlık yalan sanmış, çareyi kaçmakta bulmuş.. Gördü bunu hayra yordu, güzel şeyler istiyordu Oysa güzel artık vardı, çok paraya satılırdı.. Çürük çarklar, büyük çarklar, birbirinden ne anlar Döner durur zevke dalar, yeni bişiler arar.. Kendi oldu kendi biçti, bilmediği yola girdi Gördü bütün gerçekleri,sustu durdu herkes gibi.. Şehir, heyecan.. Bunu da kendinden yaptı.. Beyaz saçlar, gözler söndü, düşündeki düşte kaldı.. Haluk uzak kendine, kalmamış derman derdine Yoksun, bu mükemmellim dese de inanma sözüne Kral nerde diye sorma, sende, bende, bizde, onda Çıplak giyen kral olur, taç giyen oturur tahtına.. Patron burda, köyde ağa, evde koca, okulda hoca.. Dayı, baba, abi, ana.. Kral vardır her tarafta, krallıklar ülkesinde.. Doldurur seven kesesini, Haluk görür kaybedeni Ne zaman baksa aynaya... İtaat et biz kralız, toz kondurma kendimize Aslında yok terzi bile.. Giysileri biz yaparız Giysileri biz yaparız Giysileri biz yaparız.. .... Anne bak, kral çıplak.. |
| Anasayfa |