Değişim üzerine, biraz sıradışılık ve farklılık üzerine, isyanı anlatan, hayatı ve gizemlerini anlatan, "tozpembe"nin tüm tonlarına, soluk renklerin her birinin içine seyahat eden, öfke dolu, huzur dolu, savaş ve mücadele dolu acayip ama yazılmamış bir sayfa olsun istedim.

Bugün 14 Eylül 2001, 17:56.. Deneyeceğiz..

Hayat kimi zaman çok sıradanlaşır.Depresyona girmiş olursun tıp dilinde.Bir de üstüne bütün kafanı kurcalayan, soyut varlığını harap ve bitap düşüren bir derdin olursa her çeşit psikolojik rahatsızlığı yaşamaya müsait hale gelirsin; manik depresyon, karmaşık duygulanım, bipolar bozukluk, şizofreni vs..("vs." çünkü psikolojideki teknik terim dağarcığım bu kadar)

İlaç verirler, işin önemli kısmı senindir. Kafandaki karmaşayı yok edecek sensindir, unutacak olan sensindir, unutmayı seçmiyorsan bir çeşit barış yolu bulacak sensindir. Öyle ya, tek sorunumuzdur artık sıradan olabilmek. Sıradan olmasın, büyük yaşayalım diye binbir acıyla, oyunla, düşünceyle, hayalle yarattığımız dünyayı şimdi yine kendi ellerimizle yakıp yoketmeliyizdir ki mahalledeki bakkal gibi, sınıfta yanıbaşımızda oturan arkadaşımız gibi, ya da herhangi bir milli maç seyreden taraftar gibi olalım.

Herşey kafada biter.. Hayallerimizin dışına çıkmışızdır biz. İyi bir ev, iyi bir araba, iyi bir eş, iyi bir üniversite, iyi çocuklar, iyi bir iş ve neticede iyi bir hayat istemek dururken biz istememeyi becermiş ya da tek ama en büyük hayale takılıp kalmışızdır. Sefalet midir bu yoksa kutsallık mı?

Deneyeceğiz.. (18:21)

Günlük Gibi